|
Zaman öngörüleri haklı çıkardı. Siyasi iktidarın içi boş Kürt açılımı patladığında belli olmuştu. PKK baharla birlikte saldırılarını yoğunlaştırdı. Yalnızca saldırılarını yoğunlaştırmadı, yeni stratejisi de dikkat çekici. Artık neredeyse bir düzenli ordu gibi davranıyor. Karakollara organize saldırılar düzenliyor. Yakında bu saldırıları, yerleşik büyük birliklerin karargahlarına ve kışlalarına da yöneltirse sürpriz olmayacak. Siyasi iktidar, bu konuda suskun, ağzını bıçak açmıyor. Ordusu ile arası açık olduğundan mıdır nedir, hamasi üç beş laf dışında bir yorum yapamıyor, bir duruş, bir hareket planı öneremiyor. Şehit ve cenaze haberleri gündemi sarstıkça, polemik dozunu yükseltiyor. Şimdi İsmet İnönü’ye saldırıdan medet umuyor. Cumhuriyetin, saldırabileceği tüm değerlerine pervasızca saldırıyor. Hukuka ve hukuk kurumlarına pervasızca saldırıyor. Bununla da yetinmiyor. Desteği yüzde yirmi sekize düşmüş bir siyasi hareketin iktidarı olarak, meclisi hukuksuz bir siyasetin Anayasasını yapmaya zorluyor. Bu işi yaparken de, kamuoyunu manipüle etmeyi ihmal etmiyor. Bir yandan kendisi, ülkeyi göstere göstere, kendi tek parti faşizmine götürecek yolun taşlarını döşüyor. Diğer yandan, ülkede tek parti iktidarına zaten sahipken, çok partili sisteme götürecek yolu açan İsmet İnönü’yü neredeyse açık açık faşist ilan ediyor. Muhalefet partileri tüm olanaksızlıklarına karşın, mecliste açık bir meydan muharebesi veriyor. Hukuksuz siyasetin anayasa taslağı bu haliyle meclisten geçer mi bilinmez, ama bu yolculuk siyasi iktidarı hayırlı bir menzile götürmeyecek. İktidarın nimetlerinden yararlandıkları için, gönüllü girdikleri uykudan uyanamayacakları aşikar olan kimi “aydın” taifesi de derin uykularından hayırlı bir sabaha uyanmayacaklar. Siyasi iktidarın demokrasi mücadelesi propagandasıyla hukuk kurumlarına ve TSK’ya karşı yürüttüğü açık savaş, aslında doğrudan laikliğe karşı yürüttüğü bir savaştır. Bu savaşın bir demokrasi mücadelesi olmadığını, bugüne dek siyasi iktidarla ittifak etmiş olan Kürtler fark ettiler. Ağalar ittifakının mecliste grubu bulunan partisi, henüz resmi ağızdan ifade etmiyorsa da, gayrı resmi ağızlardan bu tespit aylardır dillendiriliyor. Siyasi iktidarın seçmen desteğinin yüzde yirmi sekizlere düşmüş olmasının en temel “sayısal” nedenlerinden biri bu. Başbakan’ın içine girdiği ağır depresyonun ve saldırganlığının nedeni de bu. Aslında, yoksulluğu umursamayan, işsizliği umursamayan, ülkesindeki savaşta yitirdiği çocuklarını umursamayan, hukuku umursamayan, demokrasiyi umursamayan böyle bir siyasi iktidarın iktidarda bu kadar uzun süre kalabilmiş olmasını açıklamakta mucize sözcüğü yeterli olur mu bilinmez. Ama ülkenin bu düşürüldüğü cehennemden esenliğe çıkarılması, ancak mucize stratejilerle, mucize projelerle, mucizelere inanan yüreklerle mümkün olacak...
|